Beynin belirsizlikten hoşlanmadığını ve bu durumun korku ve tedirginliğe yol açtığını ifade eden Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan, “Beyin düzen, denge ve devamlılık istiyor. Öyle olursa rahat çalışıyor. Bunu yapabilmesi için de mecburen olayları anlamlandırması gerekiyor. Bunun için sembolleri kullanıyor. Anlam ve amaçsızlık beyin orkestrasını bozar.” dedi.
Sahteliğin hayatın her alanına yayılmış durumda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “İnsanın da sahtesi var. Bu sahtelik güveni zayıflatıyor, güven zayıflayınca derin ilişkiler kayboluyor. Derin ilişkilerin olmadığı yerde de yalnızlık artıyor. Küresel yalnızlaşmanın temel sebeplerinden biri, insanın içiyle dışının bir olmamasıdır. Asıl mesele insanın içi ile dışının uyumlu olması, kendisiyle barışık yaşamasıdır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sembollerin psikolojik etkileri konusunu değerlendirdi.
Sembolik öğrenme yalnızca insanlara özgü bir öğrenme modeli
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sembolik öğrenmenin yalnızca insanlara özgü bir öğrenme modeli olduğunu ifade ederek, diğer canlıların yaşamı temel fizyolojik ihtiyaçlar çerçevesinde sınırlıyken, insanın soyut, sembolik ve kavramsal düşünce üretebilme yeteneğine sahip olduğunu, bu yeteneğin, beynin çalışma mekanizmalarının anlaşılmasıyla birlikte yapay zekanın doğuşuna zemin hazırladığını kaydetti.
Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zeka beyni taklit ediyor. Makine öğrenmesi ve derin öğrenme gibi alanlarda ilerleyen yapay zeka, beynin görüntüleri nasıl işlediğini, sembolleri nasıl oluşturduğunu ve anlam bağlarını nasıl kurduğunu da anlamaya çalışıyor.” dedi.
Beyin algoritmaları ve sosyal öğrenme
Prof. Dr. Tarhan, beynin bilgi işleme sürecini katmanlı bir yapıya benzeterek, girilen bilgilerin çeşitli katmanlarda (görüntü, duygu, korku gibi) işlendiğini ve bir çıktıya dönüştüğünü, bu sürecin algoritmalarla çalıştığını ve bu algoritmaların sosyal öğrenme yoluyla geliştiğini belirterek, “İnsan, çevresinden ve yaşantısından edindiği deneyimlerle öğrenir. Bir maymun, genetik olarak insana yüzde 96 oranında benzese de o yüzde 4’lük gen farkı nedeniyle insan gibi davranmayı öğrenemez. Bu fark, zaman, anlam, ölüm gibi soyut kavramlarla ilgili ‘zihin üstü’ genlerden kaynaklanmaktadır.” şeklinde konuştu.
Beyin belirsizlikten hoşlanmıyor…
Beynin belirsizlikten hoşlanmadığını ve bu durumun korku ve tedirginliğe yol açtığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Beyin düzen, denge ve devamlılık istiyor. Öyle olursa rahat çalışıyor. Bunu yapabilmesi için de mecburen olayları anlamlandırması gerekiyor. Bunun için sembolleri kullanıyor. Aksi halde anlam ve amaçsızlık beyin orkestrasını bozar.” ifadesinde bulundu.
Sembollerin çok katmanlı anlamları
Prof. Dr. Tarhan, sembollerin beynin bilgi kaydederken kullandığı temel öğeler olduğunu belirterek, “Büyüklük, şekil, renk gibi unsurlar birer semboldür. Matematikteki ‘artı’ işareti, kırmızı renginin enerji, güç, cesaret gibi pozitif anlamları veya kan, ateş gibi negatif çağrışımları, mavinin sonsuzluk ve huzuru temsil etmesi veya hüznü ifade etmesi gibi örneklerle sembollerin çok boyutlu anlamları vardır. Siyahın bazı kültürlerde gücü, bazılarında ise korkuyu sembolize etmesi de buna örnektir.” ifadelerini kullandı.
Kültür ve sembol ilişkisi
Sembollerin kültüre, inançlara ve değer sistemlerine göre farklılık gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “El hareketleri bile farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıyabiliyor. Bizim kültürümüzde ‘mükemmel’ anlamına gelen bir el hareketi, İtalya’da ‘dikkatli ol’, Ortadoğu’da ise ‘sabırlı ol’ anlamına gelebilir. Dini ikonlar, trafik levhaları ve emojiler de birer semboldür ve evrensel tepkiler uyandırabilir. Çocukluktan itibaren sembollerle öğreniriz ve sembollerin olmadığı bir ortamda insanlık öğrenilemez.” dedi.
Kelime, dil ve kavramların gücü
Kelimenin de bir sembol olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, beynin Broca alanının duygu ifadesiyle, Wernicke alanının ise anlamayla ilgili olduğunu belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Dilimizdeki sözcükler de birer semboldür. Bir dil ne kadar çok kavram ve kelimeye sahipse, insan o kadar yeni düşünce üretebilir. Örneğin ‘kalp’ kelimesi hem somut anlamda organı hem de soyut anlamda duyguları ifade eder. Kalbin Arapçada ‘inkılap’ kökünden gelmesi, yani değiştirmek anlamına gelmesi, duygusal dünyadaki dönüşüm ihtiyacının zihinsel bir temsili olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Rüya teorisi ve kolektif bilinçaltı
Nörobilim alanındaki gelişmelerle birlikte rüyaların anlamı üzerine yapılan açıklamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İsviçreli psikiyatrist Carl Gustav Jung’un rüya analizlerinin nörobilime çok daha uygun olduğunu, Jung’un rüyaları “semboller dünyası” olarak tanımlamasının, günümüz nörobiliminin bulgularıyla örtüştüğünü dile getirdi.
İnsanların diğer canlılardan farklı olarak bilinç sahibi ve varoluşunun farkında olan tek varlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Her birey ayrı bir bilince sahipken, bunun altında kültürel mirasla şekillenen bir kolektif bilinçaltı bulunur. Rüyalar, bu kolektif bilinçaltındaki sembolleri yaşattığımız alanlardır.” dedi.
Prof. Dr. Tarhan, rüya tabirlerinin kişiye özel olması gerektiğinin altını çizerek, “Su gibi evrensel bir sembolün rüyadaki anlamı, kişinin kişilik yapısı, suya yüklediği anlamlar ve kültürel bağlamına göre değişir. Bu nedenle rüya tabiri kitaplarındaki genel yorumlar yanıltıcı olabilir. Rüyalar anlamsız değildir; fiziksel gerçekliğin, hayal gerçekliğinin ve rüya gerçekliğinin birleştiği, üst bir gerçeklik sunar.” şeklinde konuştu.
Gerçeklik testi ve şizofreni ilişkisi
Rüyaların ve hayallerin gerçeklikten ayırt edilememesinin ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, beyindeki “gerçeklik test ağı” nın önemli olduğunu, şizofreni hastalarında bu ağın bozulduğunu ve kişinin rüyalarına veya hayallerine inanarak hayatını buna göre tanzim edebildiğini ifade etti ve “Şizofreninin temelinde, hayal, rüya ve fiziksel gerçeklik arasındaki ayrımı yapamama yatar. Beyindeki ilgili ağın bozulması bu duruma yol açar.” diye konuştu.
Sembollerin evrensel dili
Prof. Dr. Tarhan, sesin de tıpkı renkler gibi güçlü bir sembol olduğunu ve müziğin beyni en çok harekete geçiren unsurlardan biri olduğunu kaydederek, “Mantıksal kavramlar sol beyinde işlenirken, sanatsal ve sesle ilgili kavramlar sağ beyinde, görüntüyle ilgili kavramlar ise arka beyinde işlenir. Kuantum fiziğine göre her renk bir frekanstır. Renklerin matematiğiyle siyah ve beyaz gibi farklı tonlar oluşur. Görme duyumuz ve ışık, evrendeki her şeye anlam katar.” dedi.
İnsan beyninin dış dünyadan gelen beş duyu bilgileri, zihnin ürettiği bilgiler ve duygularla sürekli etkileşim halinde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Beynimiz bu bilgileri algılar, tanımlar, yorumlar ve tepki verir. Siyah-beyaz düşünce tarzı, yani olayları ya iyi ya kötü olarak görme eğilimi, toksik kişilerin özelliklerinden biridir ve esnek olmamaya, empati yapamamaya yol açar.” ifadelerini kullandı.
Zihin ekonomisi ve sosyal öğrenme
İnsan beyninin “zihin ekonomisi” prensibiyle ve bilgileri en ekonomik şekilde kullanmaya çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Hayvan beyni ödül-ceza sistemiyle ilkel düzeyde öğrenirken, insan deneyimleyerek, anlam katarak ve yorumlayarak öğrenir. Bir bilgi karşısında ‘kim söyledi, ne söyledi, neden söyledi’ sorularını sormadan tepki vermek, sembollerin aleyhimize işlemesine yol açar.” dedi.
Prof. Dr. Tarhan, beynin önbelleğini boş tutmanın, ani hataları önlemede ve sembolleri doğru yorumlamada önemli olduğunu vurguladı.
İlahi işaretler
“Tanrı sessiz mi?” sorusunun, insanın ilahi bir işaret bekleme isteği, yani bir sembol arayışı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, bu işaretlerin ikaz, müjde veya ceza şeklinde yorumlanabileceğini belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Hayatı bir sınav olarak düşündüğümüzde, öğretmen sınav sırasında konuşmaz. Adil bir yarış için sessiz kalır. Bu dünya da ruhlar alemiyle bu dünya arasında bir geçiş sürecidir.” dedi.
Kuantum fiziği ve sicim teorisine göre evrende madde diye bir şeyin olmadığını, her şeyin enerji olduğunu ve manyetik iplikçiklerden oluştuğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Süper determinizmde, görünen sebeplerin yanı sıra olaylarda görünmeyen sebepler de vardır. Bu görünmeyen sebepleri okumak sembol diliyle olur. İbn-i Arabi gibi düşünürler, sembollerin dilini kullanarak olaylara derin anlamlar yüklemişlerdir.” şeklinde konuştu.
Kalp gözü ile herkes göremiyor
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sembollerin ilahi mesajlar taşıdığını ve insanın olayları anlamlandırma biçiminin hayatını derinden etkilediğini dile getirerek, karınca istilası gibi sıradan bir olayın bile İbn-i Arabi tarafından sabır, çalışkanlık, ümitsizlikten kaçınma ve takım çalışması gibi derin anlamlarla yorumlandığını örnek vererek, “Bu gözle bakan bunu görebiliyor, herkes göremiyor. Buna ‘kalp gözü’ deniyor.” dedi.
Bir hastalığa veya hayat olaylarına nasıl anlam yüklendiğinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan ‘ben bunu hak etmedim, niye geldi?’ derse veya ‘keşke şunu yapmasaydım’ diye geçmişi suçlarsa, olayı daha çok büyütür ve daha çok acı çeker. Hayatta her şey yolunda gitmiyor. İnsan zihni sadece seçer ve gözlemler, sonrası bizim kontrolümüzde değildir.” ifadelerini kullandı.
Kontrol duygusu ve radikal kabullenme
İnsanların sınırsız isteklerine karşın sınırlı güce sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, kontrol duygusunun geleceği, hayatı ve doğayı kontrol etme arzusuna dönüştüğünde bireylerde yüksek tansiyon gibi sorunlara yol açabildiğini belirtti.
Prof. Dr. Tarhan, bu durumda “radikal kabullenme” nin önemine işaret ederek, “Kişi, elinden geleni yaptıktan sonra kontrolü ilahi iradeye bırakırsa sakinleşir. Buna ‘tevekkül’ diyoruz. Tembellik veya miskinlik değil, sorumlulukları yerine getirdikten sonra teslim olabilmektir.” diye konuştu.
İnsanın genlerinin verdiği sınırlar içerisinde özgür bir iradesi var
Her şeyin önceden belli olduğu fikrinin insan iradesini ortadan kaldırmadığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “İnsanın genlerinin verdiği sınırlar içerisinde özgür bir iradesi var. Olayları anlamlandırma, soyut düşünce üretme yeteneği var. Bir fikir geldiğinde onu anlamlandırır, seçer ve seçtikten sonra sadece gözlemci oluruz. Kuantum fiziğine göre biz olayları kontrol edemiyoruz, sadece seçiyoruz.” şeklinde konuştu.
İlhamların zihinsel çaba ve emek gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Arşimet, kralın verdiği görev üzerine taçtaki altının sahte olup olmadığını bulmak için kafa yorarken ilham geldi ve ‘Evreka!’ diyerek hamamdan fırladı. İlhamlar, belirli bir zihinsel çilenin sonucudur.” dedi.
Taşların şifalı gücü ve meditasyon
Taşların da renkler gibi bir frekansı ve salınımı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, ametist ve kehribar gibi taşların manevi anlamları ve rahatlatıcı etkileri olduğunu söyledi ve “Ametist taşı eline alan birinin anksiyetesinin kaybolması gibi, bu tür kültürel birikimler bilimsel araştırmalarla teyit edilmeli, ancak saçma denilmemelidir.” İfadesinde bulundu.
Prof. Dr. Tarhan, kişilerin kendilerine bir rahatlatma sembolü seçerek bunu hipnoterapi veya yogadaki mantralar gibi kullanılabileceğini ifade ederek, “Beynimizde mutluluk hormonu salgılamak için üç şeyi bir arada yapmak gerekir; hareket, müzik ve sembolik bir tekrar. Mevlana’nın sema meditasyonu da bu metodolojiye dayanır. Ritim tedavisi olarak da bilinen bu yöntemlerle beyin rahatlar.” şeklinde konuştu.
Müzik de sembolik anlamlar taşıyor
Müziğin de sembolik anlamlar taşıdığını ve kişiye yüklediği anlama göre farklı etkiler yarattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bazı müziklerin öfke ve saldırganlık uyandırırken, bazılarının sakinleştirici etki gösterdiğini söyledi.
Prof. Dr. Tarhan, insan kişiliğinin (persona) üçte birinin genetik, üçte birinin sosyal öğrenme ve üçte birinin de kişisel seçimlerden oluştuğunu belirterek, “Sembolik, anlamsal ve kavramsal düşünce yeteneği olan bir kişi, diğer üçte iki yönünü de yönetebilir, yeni anlamlar yükleyerek, yeni hedefler koyarak ve yeni yöntemler geliştirerek kişiliğini olumlu yönde şekillendirebilir.” ifadelerini kullandı.
Küresel yalnızlaşmanın temel sebeplerinden biri de sahtelik
Sahteliğin hayatın her alanına yayılmış durumda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı:
“İnsanın da sahtesi var. Bu sahtelik güveni zayıflatıyor, güven zayıflayınca derin ilişkiler kayboluyor. Derin ilişkilerin olmadığı yerde de yalnızlık artıyor. Küresel yalnızlaşmanın temel sebeplerinden biri, insanın içiyle dışının bir olmamasıdır. İnsan ilişkilerinde en önemli nokta, kişinin iç ve dış görünüşünde denge kurabilmesidir. ‘Benim kalbim temiz’ demek yeterli değil; dış görünüm de bu uyumun bir parçası olmalı. Böyle insanlar uzun vadeli ilişkiler kurabilir. Onların iç huzuru, pozitif bir etki olarak dışarıya yansır. İnsanlar bu tür kişilere ister istemez saygı ve sevgi duyar, etrafında toplanır. Kurulu düzen onları istemese bile toplum onları benimser. Tarihte de böyle insanlar dönüşüm yaratan, kalıcı iz bırakan şahsiyetlerdir. Ama rol yapan, sahte davranan kişiler uzun vadede kaybeder. Çünkü insan yüzünde sirke satıyorsa, elinde bal olsa bile kimse ondan bal almak istemez. Asıl mesele insanın içi ile dışının uyumlu olması, kendisiyle barışık yaşamasıdır.”
EN
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Meaninglessness Disrupts the Brain’s Symphony”
Psychiatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Founding Rector of Üsküdar University, stated that “the brain dislikes uncertainty” as it creates fear and anxiety.
“The brain seeks order, balance, and continuity. Only then does it function comfortably. To achieve this, it must interpret and assign meaning to events—using symbols. A lack of meaning and purpose disrupts the brain’s orchestra,” he said.
Tarhan emphasized that “fakeness has infiltrated every aspect of life”, noting:
“Even people can be fake. This undermines trust, and when trust weakens, deep relationships disappear. Without depth in relationships, loneliness grows. One of the main causes of global loneliness is the inconsistency between a person’s inner and outer self. The real issue is harmony—being at peace with oneself.”
Symbolic Learning Is Unique to Humans
According to Prof. Tarhan, symbolic learning is a uniquely human capacity.
While other creatures live within the limits of their basic physiological needs, humans have the ability to think abstractly, symbolically, and conceptually. This ability, he noted, laid the groundwork for the emergence of artificial intelligence (AI).
“Artificial intelligence imitates the brain. Through machine learning and deep learning, AI attempts to understand how the brain processes images, creates symbols, and forms associative meaning networks,” Tarhan explained.
The Brain, Algorithms, and Social Learning
Comparing the brain’s information-processing system to a layered structure, Tarhan stated that incoming data are processed across different layers—such as visual, emotional, or fear-based—and then transformed into output. This process operates through algorithms shaped by social learning.
“Humans learn from their environment and experiences. Although monkeys share 96% of human DNA, that remaining 4% difference—linked to abstract concepts like time, meaning, and death—makes humans capable of higher consciousness,” he said.
The Brain Dislikes Uncertainty
Reiterating that the brain dislikes ambiguity, Tarhan explained:
“The brain desires order and stability. It can only function properly when things make sense. For that, it must assign meaning—and it does so through symbols. Without meaning and purpose, the brain’s symphony falls apart.”
The Multilayered Meanings of Symbols
Symbols, Tarhan noted, are the basic elements the brain uses to encode information.
“Size, shape, and color are all symbols. The plus sign in mathematics, or colors like red representing power and passion—but also blood or danger—illustrate how symbols carry both positive and negative meanings. Similarly, blue may symbolize peace and infinity, while also reflecting melancholy,” he explained.
Culture and the Language of Symbols
The meaning of symbols varies across cultures, beliefs, and value systems.
“Even a simple hand gesture can mean different things: what we interpret as ‘perfect’ might mean ‘be careful’ in Italy or ‘be patient’ in the Middle East. Religious icons, traffic signs, and emojis are all symbols that evoke universal reactions,” he said.
Tarhan emphasized that humans learn through symbols from childhood, and without them, humanity itself could not be learned.
Words, Language, and the Power of Concepts
“A word is also a symbol,” Tarhan said.
He explained that while Broca’s area in the brain handles expression, Wernicke’s area manages comprehension.
“The more concepts and words a language contains, the more capable its speakers are of producing new ideas,” he noted.
He added that the word ‘heart’ symbolizes both a physical organ and an emotional realm, deriving from the Arabic root ‘inqilab’, meaning transformation—representing the human need for emotional change.
Dreams and the Collective Unconscious
Citing Swiss psychiatrist Carl Gustav Jung, Tarhan said dream analysis as “the language of symbols” aligns with modern neuroscience.
“Humans differ from animals by being self-aware and conscious of their existence. Beneath each individual’s consciousness lies a collective unconscious shaped by culture. Dreams are the space where we experience the symbols of that collective unconscious,” he explained.
He warned that dream interpretations should be personalized:
“The meaning of a universal symbol such as water changes depending on personality, cultural context, and emotional associations. Generic dream dictionaries can be misleading,” he said.
Reality Testing and Schizophrenia
Tarhan stressed the importance of the brain’s reality-testing network, which is impaired in schizophrenia.
“Schizophrenia stems from the inability to distinguish between imagination, dreams, and physical reality. When this network is disrupted, the person begins to live according to dreams or fantasies,” he explained.
The Universal Language of Symbols
Sound, like color, is a powerful symbol.
“While logical concepts are processed in the left brain, artistic and auditory ones are processed in the right hemisphere, and visual ones in the occipital lobe. According to quantum physics, every color is a frequency. Light and color give meaning to everything in the universe,” Tarhan said.
He added that rigid black-and-white thinking—perceiving everything as purely good or bad—prevents empathy and emotional flexibility.
Mind Economy and Social Learning
Human brains operate by the principle of mental economy, striving to use information efficiently.
“Animals learn through reward and punishment, but humans learn through experience and meaning. Reacting before asking ‘who said it, why, and how’ causes symbols to work against us,” Tarhan cautioned.
Divine Signs and Spiritual Meaning
Addressing the question “Is God silent?”, Tarhan said humans often seek divine signs or symbols:
“When life is seen as a test, the teacher remains silent during the exam—for fairness. This world is a transitional realm between the material and the spiritual,” he reflected.
He linked this to the ideas of quantum physics and superdeterminism:
“Everything is energy; matter is composed of magnetic strings. Beyond visible causes, there are invisible ones, and understanding them requires reading the language of symbols—as mystics like Ibn Arabi did,” he explained.
The ‘Eye of the Heart’
“Symbols can carry divine messages,” said Tarhan, emphasizing that one’s ability to interpret life events shapes their existence.
He cited Ibn Arabi’s interpretation of an ant invasion as a lesson in patience, teamwork, and perseverance, adding:
“Only those who see with the ‘eye of the heart’ can perceive this depth.”
Acceptance and the Illusion of Control
Human desires are limitless, but power is not.
“When the need for control extends to the future or nature, it leads to problems like hypertension,” Tarhan warned.
He advocated for radical acceptance:
“After doing one’s best, surrendering to divine will brings peace. This is not laziness—it is responsible surrender,” he explained.
Stones, Meditation, and Healing Frequencies
“Just like colors, stones have frequencies,” Tarhan said, noting the relaxing effects of amethyst and amber.
“Cultural beliefs about stones’ healing effects should not be dismissed outright but examined scientifically,” he added.
He suggested that individuals can adopt personal relaxation symbols—like mantras in yoga—to stimulate positive brain chemistry.
“Movement, music, and symbolic repetition together release happiness hormones. Even Rumi’s whirling meditation is based on this rhythm therapy,” he explained.
Music as a Symbolic Language
Music, Tarhan said, carries symbolic meanings that can either calm or provoke, depending on the emotional associations of the listener.
“Personality is one-third genetic, one-third social learning, and one-third personal choice,” he added.
“A person capable of symbolic and conceptual thinking can transform their life—assigning new meanings, setting new goals, and shaping their character positively.”
The Roots of Global Loneliness
In closing, Tarhan warned:
“Fakeness weakens trust. Without trust, there can be no depth in relationships—and where there is no depth, loneliness grows.
The harmony between inner and outer self is essential for meaningful relationships. Saying ‘my heart is pure’ is not enough; outward behavior must reflect inner integrity.
People who achieve this balance inspire love and respect; they become the transformative figures that societies remember.”







